Search your favorite song for free

1. Mediha ŞEN SANCAKOĞLU-Hadi Anlat Ne Var Ne Yok Diyorsun

  • Duration: 383
  • Channel: music
Mediha ŞEN SANCAKOĞLU-Hadi Anlat Ne Var Ne Yok Diyorsun

HADİ ANLAT NE VAR NE YOK DİYORSUN Hadi anlat ne var ne yok diyorsun Ateşinle yaktın daha ne olsun Karşıma hiç ummadığım bir anda Hızır gibi çıktın daha ne olsun Yüreğimden sildin bütün kahrımı Baştanbaşa değiştirdin bahtımı Sen kazandın benim gönül tahtımı Kısmetimde çıktın daha ne olsun Umudumu kaybettiğim yıllarda Çıkmıyordun baktırdığım fallarda Mutluluğu arıyorken yollarda Karşıma sen çıktın daha ne olsun Her derdimi üzüntümü yok ettin Benim kara talihimi ak ettin Geç te olsa ben bu aşkı hak ettim Bahtımada sen çıktın daha ne olsun Makam: Hicaz Beste: Mediha ŞEN SANCAKOĞLU Güfte: Fatma ONUR Yöneten (Şef): Vedat Kaptan YURDAKUL



3. Mediha Şen Sancakoğlu ♪♪♪ Uykularım Hep Yarım

  • Duration: 384
  • Channel: music
Mediha Şen Sancakoğlu ♪♪♪  Uykularım Hep Yarım

Seheryelinden Esintiler http://turk-kulturu.1forum.biz Uykularım hep yarım Gittiğin günden beri Gözyaşında ben varım Gittiğin günden beri Ne halimi soran var Ne kapımı çalan var Beni benden alan var Gittiğin günden beri Umut bitti özümde Sitem tüttü sözümde Değerin yok gözümde Gittiğin günden beri Güfte: Ömer Kalafat Beste :Mediha Şen Sancakoğlu Makam : Hicaz Usul: Düyek http://www.youtube.com/user/54seheryeli http://www.dailymotion.com/seheryeli_#video=xzsiuh https://plus.google.com/u/0/102642671512436090002/posts/p/p


4. Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (10 Mayıs 2013; 17:00)

  • Duration: 4075
  • Channel: news
Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (10 Mayıs 2013; 17:00)

DAMLA PAMİR: Aşkım, bir tanem, nurum Hocamın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam. ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun. DİDEM ÜRER: Fransa’da sürekli artan İslam karşıtlığına karşı, Eliza Sarayı’nın bulunduğu caddede Müslümanlar Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle gül dağıttılar. Müslümanların kendilerine gül dağıtmasına oldukça şaşkınlıkla karşılayan Fransızlar, görüşleri alındığında “çok mutlu olduklarını, şaşırdıklarını” ADNAN OKTAR: Kardeşim gül dağıtmakla olmaz. Samimiyetsiz bir hareket o, gül dağıtmak. Sen, “Hıristiyan’ı gördüğünde duvarın kenarına sıkıştır” diyorsun, hadis uyduruyorsun, değil mi? Ehl-i Kitap’tan nefret ediyorsun sen. Akıl almaz bir nefret içindesin. Kadından nefret ediyorsun, Musevi’den nefret ediyorsun, ondan sonra oturuyorsun, gül dağıtıyorsun. Gül dağıtacağına, Kuran’ın hükmünü dağıt-anlat; Hıristiyanlarla evlenilebileceğini, Hıristiyanların Müslümanlara sevgi bakımından daha yakın olduğunu, Kuran ayeti, Allah’ın hükmü. Onları dağıt. Gül dağıtmak, sen gül dağıtsan ne olur, karanfil dağıtsan ne olur? Böyle olmaz bu yöntem. Sen inancını, kafandaki sistemini değiştireceksin. Kafanda kaktüs var, elinde gül var. Olmaz öyle şey. O kafandaki kaktüsü bir kere kaldır. Ondan sonra sen gül vermesen de olur. Sen kalbinde sevgiyi ver, muhabbeti ver, dostluğu ver, kardeşliği ver. Sen gül dağıtarak, bilmem ne yaparak falan o şekilde ikna edemezsin-ki, onlar da yine iyi niyetli, nezaket göstermişler, teşekkür ediyoruz. Hoşlarına gitmiş. Kardeşim diyorsun ki, “dağlar, taşlar, ağaçlar Musevi’yi haber verecek. Ve gel bunu öldür. Yanımda burada saklanıyor Musevi. Gel öldür diyecek” diyorsun. “Böyle hadis var.” Bu vaktin de geldiğine inanıyorsun ve Musevileri, çocukları, kadınları, Hıristiyanları kitle halinde öldürmek için sabırsızlanıyorsun. Ondan sonra oturuyorsun, gül dağıtıyorsun. Peki kadınların hükmü ne, soruyoruz gül dağıtanlara? Kadın tam insan mıdır, yarım insan mıdır, inancınıza göre? “Yarım insan” diyorsun. Haşa. Nereye gül dağıtıyorsun o zaman sen? “Kadınların dediğinin tersini yapın” diyorsun. Nereye gül dağıtıyorsun? Bu aldatmaca olur. Samimi olacaksınız. Oyun olur yahut öyle anlaşılır. İçiniz de tabii ki, samimi olanlar vardır. Ama böyle anlaşılır. Evet, Didem Hocam. DİDEM ÜRER: Hocam siz, uzun süredir Kürt kardeşlerimizin yoğun olduğu yerlere Laz vali ya da Laz kardeşlerimizin yoğun olduğu yerlere Kürt vali atanmasını söylemiştiniz. İzmir’deki valinin doğuya ya da doğudaki valinin batıya kaydırılması yönünde konuşmuştunuz. MaşaAllah, Cumhurbaşkanımızın onayıyla yeni  vali kararnamesinde İzmir Valisi Diyarbakır’a, Diyarbakır Valisi İzmir’e tayin edildi. ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, bir alkış. Süper, çok güzel olmuş. DİDEM ÜRER: Antalya Valisi Erzurum’a, Erzurum Valisi de Antalya’ya gönderilmiş. ADNAN OKTAR: İşte bu kadar kardeşim. Kastettiğimiz bu. Bu olduğunda, bitti. Benim Güneydoğu’daki canlarım istediği gibi yaşasın. Dağlarda zılgıtlar çeksinler, eğlensinler, Kürtçe şarkılar söylesin. Kürtçe kanal da olsun istiyorsa. Ne istiyorsa yapalım. İstediği kadar rahat olsun. Ama “ben sadece Kürt’ü insan olarak görürüm” derse, “sadece Kürt’ü severim” diyorsa, faşistten daha aşağıdır. Faşist onun yanında yine yünmüş, yıkanmış olur. Faşistten daha aşağılık olur. Yani mahluk olmuş oluyor. Ne demek, “sırf Kürt’ü severim” demek? Deli misin? Böyle zamanda, bu kadar aydınlandığın bir dönemde sadece Kürt’ü insan olarak görüyorsun. Öbürü insan değil mi peki? “Ben” diyor, “istemiyorum başka. Çerkez istemiyorum, Laz istemiyorum, Türk istemiyorum. Sadece Kürt istiyorum.” Ayrıca yalan söylüyorsun. Komünist kargaşa için, bahane arıyorsun. Komünistler böyle yapar. Mesela durduk yere kargaşa çıkartmak ister. Bir şey söylersin, “yok, ben bunun aksini istiyorum” der. Yani direnme mantığı vardır onlarda, direnme. “Şanlı direnişimiz” diyor. Dirensin. Mesela siyah mı dedin, beyaz. Pozitif mi dedin, negatif. İlla karşı koyacak. Mesela kardeş olup, beraber olalım. “Yok illa Kürtler olsun.” Olmaz öyle şey. Benim Kürt kardeşlerim nur gibi. Sen benim kardeşlerimi nasıl benim elimden alırsın? Benim en yakın kardeşlerim, arkadaşlarım hep Kürt. Ne yapacağım ben, Güneydoğu’ya mı göndereceğim kardeşlerimi ben buradan? Akla bak! Ne diyeceğiz? Vedalaşacağız. Hadi bakalım sen Kürt’müşsün. Artık görüşemeyeceğiz. Hadi bize müsaade. Can kardeşlerim benim. Deli misiniz siz? Asla olmaz öyle bir şey. O direk manyaklık. Öyle bir manyaklığa müsaade etmeyiz. Psikopatlığı bırakın, öyle bir şey olmaz. Bazı tipleri görüyorum, ölü balık gibi. Nasıl oluyor bu, Allah’ın hikmeti. Eğer ciddi bir sakatlık yoksa, yani bünyeden bir sakatlık yoksa, kafanın içi boş demektir. Çok acayip. MaşaAllah, çok şahane. Şu an i


5. Fransa’da Müslümanların gül dağıttıkları gibi Kuran’ın fikirlerini de anlatmaları gerekir.

  • Duration: 170
  • Channel: news
Fransa’da Müslümanların gül dağıttıkları gibi Kuran’ın  fikirlerini de anlatmaları gerekir.

DİDEM ÜRER: Fransa’da sürekli artan İslam karşıtlığına karşı, Eliza Sarayı’nın bulunduğu caddede Müslümanlar Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle gül dağıttılar. Müslümanların kendilerine gül dağıtmasına oldukça şaşkınlıkla karşılayan Fransızlar, görüşleri alındığında “çok mutlu olduklarını, şaşırdıklarını” ADNAN OKTAR: Kardeşim gül dağıtmakla olmaz. Samimiyetsiz bir hareket o, gül dağıtmak. Sen, “Hıristiyan’ı gördüğünde duvarın kenarına sıkıştır” diyorsun, hadis uyduruyorsun, değil mi? Ehl-i Kitap’tan nefret ediyorsun sen. Akıl almaz bir nefret içindesin. Kadından nefret ediyorsun, Musevi’den nefret ediyorsun, ondan sonra oturuyorsun, gül dağıtıyorsun. Gül dağıtacağına, Kuran’ın hükmünü dağıt-anlat; Hıristiyanlarla evlenilebileceğini, Hıristiyanların Müslümanlara sevgi bakımından daha yakın olduğunu, Kuran ayeti, Allah’ın hükmü. Onları dağıt. Gül dağıtmak, sen gül dağıtsan ne olur, karanfil dağıtsan ne olur? Böyle olmaz bu yöntem. Sen inancını, kafandaki sistemini değiştireceksin. Kafanda kaktüs var, elinde gül var. Olmaz öyle şey. O kafandaki kaktüsü bir kere kaldır. Ondan sonra sen gül vermesen de olur. Sen kalbinde sevgiyi ver, muhabbeti ver, dostluğu ver, kardeşliği ver. Sen gül dağıtarak, bilmem ne yaparak falan o şekilde ikna edemezsin-ki, onlar da yine iyi niyetli, nezaket göstermişler, teşekkür ediyoruz. Hoşlarına gitmiş. Kardeşim diyorsun ki, “dağlar, taşlar, ağaçlar Musevi’yi haber verecek. Ve gel bunu öldür. Yanımda burada saklanıyor Musevi. Gel öldür diyecek” diyorsun. “Böyle hadis var.” Bu vaktin de geldiğine inanıyorsun ve Musevileri, çocukları, kadınları, Hıristiyanları kitle halinde öldürmek için sabırsızlanıyorsun. Ondan sonra oturuyorsun, gül dağıtıyorsun. Peki kadınların hükmü ne, soruyoruz gül dağıtanlara? Kadın tam insan mıdır, yarım insan mıdır, inancınıza göre? “Yarım insan” diyorsun. Haşa. Nereye gül dağıtıyorsun o zaman sen? “Kadınların dediğinin tersini yapın” diyorsun. Nereye gül dağıtıyorsun? Bu aldatmaca olur. Samimi olacaksınız. Oyun olur yahut öyle anlaşılır. İçiniz de tabii ki, samimi olanlar vardır. Ama böyle anlaşılır.


6. Bekir Bozdağ'dan Kılıçdaroğlu'na Sert Tepki: ''Rekabete Yüreğin Varsa Çık''

  • Duration: 342
  • Channel: news
Bekir Bozdağ'dan Kılıçdaroğlu'na Sert Tepki: ''Rekabete Yüreğin Varsa Çık''

Bartın'da Siyaset Akademisi'nde konuşan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, CHP liderine yüklenerek, “Rekabete yüreğin varsa o zaman çık deki ben 2019'da Cumhurbaşkanı adayıyım” dedi. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ Bartın'da AK Parti 18. Siyaset Akademisi açılış programına katıldı. Kültür merkezinde düzenlenen açılış töreni öncesinde Bekir Bozdağ'ı, AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Bartın Valisi Nusret Dirim, daire amirleri ve partililer tarafından karşılandı. Siyaset Akademisi açılış töreninde konuşma yapan Bekir Bozdağ, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yüklendi. Konuşmasına Türkiye’de gericilerin, terör örgütlerinin desteklediği kişilerin milletin değerleri ve inançlarıyla kavga edenlerin iktidar olma döneminin tamamen kapandığını söyleyerek başlayan Bozdağ, "Yetkiyi Bartın’dan alıp Ankara’da başkalarıyla ortaklaşa o yetkiyi millete rağmen kullanmanın devride tamamen kapanmıştır. Bundan sonra çok net söylüyorum iktidara gelmenin, iktidar gitmenin tek yolu var o da Bartınlıların sandıkta ortaya koyacağı iradedir, halk idaresidir. Onun dışında bir değişim iradesi yoktur. Biz halkı güçlendirdik" dedi. "CHP'liler kafalarını kuma gömmüşler" Cumhuriyet Halk Partisi'nin değişen sistemin farkında olmadığını söyleyen Bozdaği, "Hala parlamenter sistemde olduğumuz zannediyor. Sistem değişti Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin hükumet sisteminin adı artık parlamenter sistem değil, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir. Değişimi de aziz Türk milleti sandıkta onayladı. Hala bunlar sistemin değişmediğini zannediyorlar kafalarını kuma gömmüşler bu iş böyle değil şöyledir diyorlar. Ya sen kafanı kuma gömsen ne yazar gömmesen ne yazar. Atı alan Üsküdar’ı geçti geçti. Türkiye 2019 yılında 1919 yılı baz aldığımızda yeni bir yüzyılın eşiğindedir. 1919’da Atatürk’ün liderliğinde nasıl Türkiye Cumhuriyet, güçlü bir şekilde milletle beraber ihya edildi ve geleceğin kapıları aralandıysa 2019 yılından itibaren de yeni bir sayfa açılıyor, yeni bir yüzyıl başlıyor. Yaklaşık 100 yıldır Türkiye’de uygulanan sistem değişiyor. Yerine yepyeni bir hükumet sistem geliyor. Umuyoruz ve diliyoruz ki 2019 seçimlerinden sonra Türkiye yeni bir anayasa yapmayı da başaran büyük bir tarihi adımı atmayı atabilir ben buna inanıyorum" diye konuştu. "O zaman 'Ben 2019'da Cumhurbaşkanı adayıyım' de yüreğin varsa" Seçime dönük hazırlıkların devam ettiğini ifade eden Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Hep beraber hazırlıklar yapılıyor. CHP Genel Başkanı da yapıyor, bütün siyasi partiler hazırlık yapmaya başladı. Kılıçdaroğlu'nun bir tekerlemesi var, hemen hemen her yerde bunu söylüyor. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanımıza çağrı yapıyor. 'Hadi gel bir televizyon programına çıkalım, tartışalım, millet karar versin gel kaçma' diyor. Bunu kim diyor? Genel başkan olduğu günden beri 1'i Cumhurbaşkanlığı 2 halk oylaması 3 tane milletvekilliği 1 tane belediye seçimi toplamda 7 tane seçimi Cumhurbaşkanımıza karşı kaybetmiş olan bir genel başkan söylüyor. Hani derler ya yenilen pehlivan güreşi doymazmış, adam güreşe doymamış ha bire gel diyor. Olmadı bir daha sayın siyasetin rekabet yeri televizyonların ekranları değildir. Siyasetin meydanlarıdır. Bartın'ın Ankara'nın İstanbul'un meydanıdır. Siyasette rekabetin yeri sandıktır. Siyasette rekabetin hakemi de halktır halk. O zaman çık deki ben 2019'da cumhurbaşkanı adayıyım. AK Parti MHP'nin adayı Recep Tayyip Erdoğanla rekabete varım de yüreğin varsa. Halep orda ise arşın burada. Televizyon kutularına saklanmaya çalışma çık rekabet yeri sandıktır. Hakemi de halktır. Ne derdin varsa anlat, çıkabiliyor mu ortaya yok. Peki CHP'nin adayı var mı? Sayın Kılıçdaroğlu bir aday açıklayabildi mi? Yok partilileri konuştu mu? Konuşmadı niye konuşmuyorlar biliyor musunuz? CHP'nin genel başkanı ve yetkilileri genel başkanlarını Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığına layık ehil görmüyorlar. O yüzden açıklamıyor. Kılıçdaroğlu'ndan daha ehil birini bulalım diyorlar bulamıyorlar. Bizim genel başkanımız layık değil diyorlar. Bizim cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan bir pehlivanın karşısına bir çapsız birini çıkartırsak diyorlar perişan oluruz diyorlar” şeklinde konuştu. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'a konuşmasının ardından partililer tarafından Türk Bayrağı işlemeli tablo ile tel kırma tablo hediye ettiler. ------------------------------------------------------------------------------- İhlas Son Dakika YouTube Kanalı Abone Olmak İçin ► İhlas Son Dakika Web Sitesi ► İhlas Son Dakika Sosyal Medya Adresleri ► ► ► ► İhlas Son Dakika Haber Akışı ►


7. - Başbakan Yıldırım memleketi Erzincan’da- “Çanakkale deki mücadelemiz ne ise Afrin’deki mücadelemiz de odur”- “Afrin’i siyaset konuşmayacakta Balinaların Yunusların geleceğini mi konuşacak”- “Ey ABD bu canilere silah vermeyi bı...

  • Duration: 446
  • Channel: news
- Başbakan Yıldırım memleketi Erzincan’da- “Çanakkale deki mücadelemiz ne ise Afrin’deki mücadelemiz de odur”- “Afrin’i siyaset konuşmayacakta Balinaların Yunusların geleceğini mi konuşacak”- “Ey ABD bu canilere silah vermeyi bı...

Başbakan'ın açıklamaları -detaylar( ERZİNCAN -1-HD) Başbakan Yıldırım: “Çanakkale deki mücadelemiz ne ise Afrin’deki mücadelemiz de odur”- “Afrin’i siyaset konuşmayacakta Balinaların Yunusların geleceğini mi konuşacak” ERZİNCAN - Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Erzincan İl Kongresinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklendi, Afrin operasyonunda Mehmetçiğin destan yazdığını söyledi. Erzincanlı hemşehrilerinin yoğun sevgi gösterileri altında kürsüye gelen Başbakan Binali Yıldırım, “Sizler yorguna deva hastaya şifasınız” dedi. “Milletin rahatı için Afrin’de kahramanlarımız destan yazıyor” diyen Başbakan Yıldırım, “Bugün Erzincan’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümü etkinliklerini gerçekleştirdik. Hükümetimiz adına Milli Eğitim Bakanımız İsmet Yılmaz bu merasimlere iştirak etti. Erzincan’ımız güzel şehrimiz, 100 yıl evvel düşmana karşı yiğitçe kahramanca bir mücadele gösterdi. Mezalimi püskürttü. İstiklal şehitlerimizi rahmetle minnetle şükranla anıyoruz. Yaşanan mezalime tarih şahittir” diye konuştu. “Kimsenin tavuğuna kışt dediğimiz yoktur. Dün olduğu gibi bugünde vatanımızı sınır boylarımızı korumak mecburiyetindeyiz” diyen Başbakan Yıldırım, “100 yıl önceki kurtuluş mücadelemiz neyse 15 Temmuz mücadelemiz de odur. Çanakkale deki mücadelemiz ne ise Afrin’deki mücadelemizde odur. Bizim mücadelemiz hak mücadelesidir. Bugün Suriye’nin kuzeyinde oradaki mazlum insanlara Araplara Türkmenlere hatta Kürtlere ayrım yapmadan herkesin hakkını hukukunu korumak için bu operasyonlar devam edecek. Kimse caz yapmasın. Operasyonlar devam edecek” diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısındaki konuşmasına değinen Başbakan Yıldırım, “Ey Kılıçdaroğlu sen hangi akla hizmet ediyorsun. Afrin’e girmeyin diyorsun. Yedi düvelin desteklediği terör örgütleri al birini vur ötekine. Açıkça devletimize milletimize kafa tutuyor. Kimden yanasın çık ta söyle. Sonuna kadar gideceğiz. Köklerini kazıyacağız sen istesen de istemesen de. Senin sözlerin bizi kahraman Mehmetçiği bu mücadeleden döndüremez. Cephedeki kahraman evlatlarımıza can Erzincan’dan selam gönderiyoruz. Kulak verin bakın ne diyoruz. Davamız haktır bizim yüzümüz aktır bizim. Yolumuz haktır bizim. Grup toplantısında atmış tutmuş. Efendim Türkiye Cumhuriyeti tarihin en korkak adamı Recep Tayyip Erdoğan’mış. Hadi ordan. Haddini bilmez. Tankların arasında sıvışıp belediye başkanının evine sığınan sensin. Kim korkak kim korkak değil bu millet bilir. Afrin operasyonu devletin operasyonuymuş siyasetin değil. Allah akıl fikir versin. Bu yaşa gelmiş devlet nedir siyaset nedir. Ülkeyi yöneten siyasettir, millettir. Bunların kafayı vesayet kafasıdır. Hala demokrasiyi anlayamamışlar Afrini siyaset konuşmayacakta balinaların yunusların geleceğini mi konuşacak. Evlere şenlik bir ana muhalefet var. Biz Afrin’de insan düşmanlarıyla mücadele ediyoruz. Şunu herkes bilsin sınırlarıma tehdit nereden gelirse gelsin anında yok edeceğiz. Sınırlarımızda bir devlet kurma hevesleri olanların bu hevesleri kursaklarında kalacaktır. Hiç kimsenin bu yanlışa bu kayıtsızlığa kayıtsız kalmasını asla düşünemiyoruz. Bugün bana yarın sana. Ey ABD terör örgütleriyle iş tutarak nereye varmak istiyorsunuz. Bu yol karanlıktır. Bu yol çıkmaz sokaktır hala bu yanlıştan dönek için zamanın vardır. Ey ABD bu canilere silah vermeyi bırak. Verdiğiniz silahları da artık söz verdiğiniz gibi toplayın artık. Herkes şunu iyi bilsin ki vatanımızı devletimizi savunmaya devam edeceğiz. Kimsenin toprağında gözümüz yok. Hiç kimsenin zulmüne de rıza gösteremeyiz. ABD sağır olmuş. Kulakları var duymuyor gözleri var görmüyor. Ama yanlışı bir gün anlayacaklar” diye konuştu. Gençlere seslenen Başbakan Yıldırım, “Bizim bir ata sözümüz var. atasını bilmeyen it izinden yürür. Bugünün güvencesi geleceği inşa edecek siz gençlersiniz. Türkiye’ye kafa tutanlar Erzincan’a kulak versinler. Nene Hatunlarımız Kara Fatmalarımız Şerife bacılarımız dünde vardı bugünde var. Seyit onbaşı Ömer Halisdemir Fethi Sekiler ve daha bir çok kahramanlar. Devlet millet arasındaki mesafe kapandı. Birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirerek ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Bütün vatandaşlarımızla bir olduk. AK Parti kendine gönül veren bu aziz milleti asla mahcup etmedi, bundan sonra da mahcup etmeyecek. Nice hayalleri gerçeğe dönüştüreceğiz. Erzincanlılarla birlikte yürüyeceğiz” diye konuştu. Kara tren türküsünü hatırlatan Başbakan Yıldırım, “Şimdi kara tren değil hızlı tren Erzincan’dan Erzurum’a orada da serhat şehrimiz Kars’a ulaşacak. Yolları böldük hayatları, milleti birleştirdik. Az laf çok iş anlayışıyla çalışıyoruz. 81 ile 81 anaokulu yapıyoruz. Bugün 12 tanesini açacağız. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.


8. Münafığı nasıl tanırız?

  • Duration: 1094
  • Channel: news
Münafığı nasıl tanırız?

Adnan Oktar’ın 2 Aralık 2017 tarihli A9 TV sohbetinden Münafığı nasıl tanırız? Münafık bir kere ana hedef olarak Müslümanları seçiyor buradan anlıyoruz. Yani ana mücadele ettiği kesim müminler oluyor. Yani İslam’a faydalı olduğunu düşündüğü kişiler. Küfürde Allah’ın dinine aykırı her şey var. Ve geniş zemin bulmuş bu mesela Irak’ta, Suriye’de Müslümanlara saldırılıyor, Afganistan’da Müslümanlara saldırılıyor. İngiliz derin devleti atakta, Darwinizm ayrı, Rumilik kanalıyla ayrı yapıyorlar, homoseksüellerin atağı ayrı ama ayrıca küfür çok organize ve kararlı olarak dünya çapında bütün Müslümanları çok zor durumda bırakarak ilerliyor deccaliyet. Şimdi münafık ne yapıyor? Müslümanlardan ayrılıp küfür içerisinde odaklanarak mevzilenerek mevzii alıyor. Orada bir kere siper oluşturuyor, küfrün içinde siper oluşturuyor. Hedefinde doğrudan Müslümanlar oluyor. Şimdi mesela küfrün içinde geçse küfürle mücadeleye karar verse çünkü bu da acayiptir. Çünkü diyecek ki “Müslümanlarla beraber mücadele edelim” demesi lazım. Müslümanlardan ayrılarak mücadele etmek haramdır. Çünkü Allah “birlikte mücadele edin” diyor. Ayrılarak mücadele yok. Ayrıldın hadi bir günaha girdin, peki neden doğrudan Müslümanları hedefliyorsun? Eğer amacın bir şeyler yapmaksa doğrudan küfrü hedef alıp onlarla uğraşman lazım. Çünkü Müslümanlarda olduğunu iddia ettiğin hususlar ki uydurma hususlar, hayali hususlar en çirkiniyle, en berbatıyla küfürde var, en gelişmişiyle. Sen ne yapmışsın? Gitmişsin onların kucağına oturmuşsun. Onların kucağına oturup orada mevzii almışsın, tek hedef olarak Müslümanları görüp geceli gündüzlü sadece Müslümanlara yöneliyorsun. Küfürle uğraşıyor musun? Hayır. Bir de arkasından diyor ki “münafık nasıl oluyoruz?” diyor. Peki bu münafıklık değilse bu ne olmuş oluyor? Ve Allah’ın ayetlerini değiştiriyorsun. Müslümanların birlikte çalışması, birlikte faaliyet yapması gerekirken Müslümanların tek tek olması gerektiğini iddia ediyorsun. Allah’ın ayetini değiştiriyorsun. Ve Müslümanların dağılmasını istiyorsun. Münafık bunu yapmıyor mu? Müslümanların dağılmasını istiyor. “Bir an önce dağılsın” diyorsun.  “Müslümanlarla birlikteyken de içlerinden haber taşıyordum” diyorsun. Bunu münafıklar yapıyor işte. Bunların sadece bir tanesi bile münafık olduğunuzu göstermeye yeterlidir, o gurühat ve o güruhattan daha önceki nesil, ondan daha önceki münafık nesli çünkü bunlar neredeyse dokuzuncu aşama. Çünkü bunlar aşama aşama. Bunların hepsinde aynı mantık oldu. Çıkarlar küfür içinde mevzii alır, Müslümanları ana nokta haline getirirler, bütün gücüyle Müslümanlara saldırır, küfürle de gayet iyi geçinirler ve teşvik de ederler ve ayetleri değiştirirler. Müslümanların içinde olduğu halde eğer bir hata varsa dersin ki Müslümanlara “bak Kuran ayetine göre bu yanlış doğrusu budur” dersin. Emri bil maruf, nehyi anil münker vardır. Sesini çıkartmıyorsun. Yirmi yıl övüyorsun, ayetlerle anlatıyorsun, Kuran’la anlatıyorsun, doğru olduğunu anlatıyorsun. Eğer hata görsen dersin zaten, “arkadaşlar, burada Allah’ın ayeti böyle burada bir yanlılık var herhalde” demen lazım. Demiyorsun, ayeti tasdik ediyorsun “bu doğru” diyorsun ve yirmi yıl böyle devam ediyorsun. Yirmi birinci yılda her şeyi ters ediyorsun. Nereden diyorsun bunu? Küfrün içinde mevzii aldıktan sonra. Hedefinde kim var? Müslümanlar var. “Amacın ne?” diyorsun “Müslümanların dağılmasını istiyorum.” Peki sen Darwinizm’e karşı mücadele edecek misin? “Yok ben etmeyeceğim” diyor. İngiliz derin devletine karşı mücadele edecek misin? “Bunu da etmeyeceğim” diyor. Hadi dağıttığını farz edelim, İngiliz derin devletini ne yapacaksın? “Destekleyeceğim” diyor. Darwinizm, “onu da destekleyeceğim” diyor. Homoseksüeller? “Onu da destekleyeceğim” diyor.


9. Başbakan Yıldırım: “Ey ABD Bu Canilere Silah Vermeyi Bırak“

  • Duration: 305
  • Channel: news
Başbakan Yıldırım: “Ey ABD Bu Canilere Silah Vermeyi Bırak“

Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Erzincan İl Kongresi'nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklendi, Afrin operasyonunda Mehmetçiğin destan yazdığını söyledi. Erzincanlı hemşehrilerinin yoğun sevgi gösterileri altında kürsüye gelen Başbakan Binali Yıldırım, “Sizler yorguna deva hastaya şifasınız” dedi. “Milletin rahatı için Afrin’de kahramanlarımız destan yazıyor” diyen Başbakan Yıldırım, “Bugün Erzincan’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümü etkinliklerini gerçekleştirdik. Hükümetimiz adına Milli Eğitim Bakanımız İsmet Yılmaz bu merasimlere iştirak etti. Erzincan’ımız güzel şehrimiz, 100 yıl evvel düşmana karşı yiğitçe kahramanca bir mücadele gösterdi. Mezalimi püskürttü. İstiklal şehitlerimizi rahmetle minnetle şükranla anıyoruz. Yaşanan mezalime tarih şahittir” diye konuştu. “Kimsenin tavuğuna kışt dediğimiz yoktur. Dün olduğu gibi bugünde vatanımızı sınır boylarımızı korumak mecburiyetindeyiz” diyen Başbakan Yıldırım, “100 yıl önceki kurtuluş mücadelemiz neyse 15 Temmuz mücadelemiz de odur. Çanakkale deki mücadelemiz ne ise Afrin’deki mücadelemizde odur. Bizim mücadelemiz hak mücadelesidir. Bugün Suriye’nin kuzeyinde oradaki mazlum insanlara Araplara Türkmenlere hatta Kürtlere ayrım yapmadan herkesin hakkını hukukunu korumak için bu operasyonlar devam edecek. Kimse caz yapmasın. Operasyonlar devam edecek” diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısındaki konuşmasına değinen Başbakan Yıldırım, “Ey Kılıçdaroğlu sen hangi akla hizmet ediyorsun. Afrin’e girmeyin diyorsun. Yedi düvelin desteklediği terör örgütleri al birini vur ötekine. Açıkça devletimize milletimize kafa tutuyor. Kimden yanasın çık ta söyle. Sonuna kadar gideceğiz. Köklerini kazıyacağız sen istesen de istemesen de. Senin sözlerin bizi kahraman Mehmetçiği bu mücadeleden döndüremez. Cephedeki kahraman evlatlarımıza can Erzincan’dan selam gönderiyoruz. Kulak verin bakın ne diyoruz. Davamız haktır bizim yüzümüz aktır bizim. Yolumuz haktır bizim. Grup toplantısında atmış tutmuş. Efendim Türkiye Cumhuriyeti tarihin en korkak adamı Recep Tayyip Erdoğan’mış. Hadi ordan. Haddini bilmez. Tankların arasında sıvışıp belediye başkanının evine sığınan sensin. Kim korkak kim korkak değil bu millet bilir. Afrin operasyonu devletin operasyonuymuş siyasetin değil. Allah akıl fikir versin. Bu yaşa gelmiş devlet nedir siyaset nedir. Ülkeyi yöneten siyasettir, millettir. Bunların kafayı vesayet kafasıdır. Hala demokrasiyi anlayamamışlar Afrini siyaset konuşmayacakta balinaların yunusların geleceğini mi konuşacak. Evlere şenlik bir ana muhalefet var. Biz Afrin’de insan düşmanlarıyla mücadele ediyoruz. Şunu herkes bilsin sınırlarıma tehdit nereden gelirse gelsin anında yok edeceğiz. Sınırlarımızda bir devlet kurma hevesleri olanların bu hevesleri kursaklarında kalacaktır. Hiç kimsenin bu yanlışa bu kayıtsızlığa kayıtsız kalmasını asla düşünemiyoruz. Bugün bana yarın sana. Ey ABD terör örgütleriyle iş tutarak nereye varmak istiyorsunuz. Bu yol karanlıktır. Bu yol çıkmaz sokaktır hala bu yanlıştan dönek için zamanın vardır. Ey ABD bu canilere silah vermeyi bırak. Verdiğiniz silahları da artık söz verdiğiniz gibi toplayın artık. Herkes şunu iyi bilsin ki vatanımızı devletimizi savunmaya devam edeceğiz. Kimsenin toprağında gözümüz yok. Hiç kimsenin zulmüne de rıza gösteremeyiz. ABD sağır olmuş. Kulakları var duymuyor gözleri var görmüyor. Ama yanlışı bir gün anlayacaklar” diye konuştu. Gençlere seslenen Başbakan Yıldırım, “Bizim bir ata sözümüz var. atasını bilmeyen it izinden yürür. Bugünün güvencesi geleceği inşa edecek siz gençlersiniz. Türkiye’ye kafa tutanlar Erzincan’a kulak versinler. Nene Hatunlarımız Kara Fatmalarımız Şerife bacılarımız dünde vardı bugünde var. Seyit onbaşı Ömer Halisdemir Fethi Sekiler ve daha bir çok kahramanlar. Devlet millet arasındaki mesafe kapandı. Birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirerek ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Bütün vatandaşlarımızla bir olduk. AK Parti kendine gönül veren bu aziz milleti asla mahcup etmedi, bundan sonra da mahcup etmeyecek. Nice hayalleri gerçeğe dönüştüreceğiz. Erzincanlılarla birlikte yürüyeceğiz” diye konuştu. Kara tren türküsünü hatırlatan Başbakan Yıldırım, “Şimdi kara tren değil hızlı tren Erzincan’dan Erzurum’a orada da serhat şehrimiz Kars’a ulaşacak. Yolları böldük hayatları, milleti birleştirdik. Az laf çok iş anlayışıyla çalışıyoruz. 81 ile 81 anaokulu yapıyoruz. Bugün 12 tanesini açacağız. Hayırlı uğurlu olsun” dedi. ============================ Türkiye Gazetesi YouTube Kanalına Abone Olmak İçin: ► Türkiye Gazetesi Resmi Web Sitesi ► Türkiye Gazetesi Sosyal Medya Adresleri ► ► ► ► ► Türkiye Gazetesi Haber Akışı ►


10. Başbakan Yıldırım: ''“Ey Kılıçdaroğlu Sen Hangi Akla Hizmet Ediyorsun''

  • Duration: 446
  • Channel: news
Başbakan Yıldırım: ''“Ey Kılıçdaroğlu Sen Hangi Akla Hizmet Ediyorsun''

Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Erzincan İl Kongresi'nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklendi, Afrin operasyonunda Mehmetçiğin destan yazdığını söyledi. Erzincanlı hemşehrilerinin yoğun sevgi gösterileri altında kürsüye gelen Başbakan Binali Yıldırım, “Sizler yorguna deva hastaya şifasınız” dedi. “Milletin rahatı için Afrin’de kahramanlarımız destan yazıyor” diyen Başbakan Yıldırım, “Bugün Erzincan’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümü etkinliklerini gerçekleştirdik. Hükümetimiz adına Milli Eğitim Bakanımız İsmet Yılmaz bu merasimlere iştirak etti. Erzincan’ımız güzel şehrimiz, 100 yıl evvel düşmana karşı yiğitçe kahramanca bir mücadele gösterdi. Mezalimi püskürttü. İstiklal şehitlerimizi rahmetle minnetle şükranla anıyoruz. Yaşanan mezalime tarih şahittir” diye konuştu. “Kimsenin tavuğuna kışt dediğimiz yoktur. Dün olduğu gibi bugünde vatanımızı sınır boylarımızı korumak mecburiyetindeyiz” diyen Başbakan Yıldırım, “100 yıl önceki kurtuluş mücadelemiz neyse 15 Temmuz mücadelemiz de odur. Çanakkale deki mücadelemiz ne ise Afrin’deki mücadelemizde odur. Bizim mücadelemiz hak mücadelesidir. Bugün Suriye’nin kuzeyinde oradaki mazlum insanlara Araplara Türkmenlere hatta Kürtlere ayrım yapmadan herkesin hakkını hukukunu korumak için bu operasyonlar devam edecek. Kimse caz yapmasın. Operasyonlar devam edecek” diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısındaki konuşmasına değinen Başbakan Yıldırım, “Ey Kılıçdaroğlu sen hangi akla hizmet ediyorsun. Afrin’e girmeyin diyorsun. Yedi düvelin desteklediği terör örgütleri al birini vur ötekine. Açıkça devletimize milletimize kafa tutuyor. Kimden yanasın çık ta söyle. Sonuna kadar gideceğiz. Köklerini kazıyacağız sen istesen de istemesen de. Senin sözlerin bizi kahraman Mehmetçiği bu mücadeleden döndüremez. Cephedeki kahraman evlatlarımıza can Erzincan’dan selam gönderiyoruz. Kulak verin bakın ne diyoruz. Davamız haktır bizim yüzümüz aktır bizim. Yolumuz haktır bizim. Grup toplantısında atmış tutmuş. Efendim Türkiye Cumhuriyeti tarihin en korkak adamı Recep Tayyip Erdoğan’mış. Hadi ordan. Haddini bilmez. Tankların arasında sıvışıp belediye başkanının evine sığınan sensin. Kim korkak kim korkak değil bu millet bilir. Afrin operasyonu devletin operasyonuymuş siyasetin değil. Allah akıl fikir versin. Bu yaşa gelmiş devlet nedir siyaset nedir. Ülkeyi yöneten siyasettir, millettir. Bunların kafayı vesayet kafasıdır. Hala demokrasiyi anlayamamışlar Afrini siyaset konuşmayacakta balinaların yunusların geleceğini mi konuşacak. Evlere şenlik bir ana muhalefet var. Biz Afrin’de insan düşmanlarıyla mücadele ediyoruz. Şunu herkes bilsin sınırlarıma tehdit nereden gelirse gelsin anında yok edeceğiz. Sınırlarımızda bir devlet kurma hevesleri olanların bu hevesleri kursaklarında kalacaktır. Hiç kimsenin bu yanlışa bu kayıtsızlığa kayıtsız kalmasını asla düşünemiyoruz. Bugün bana yarın sana. Ey ABD terör örgütleriyle iş tutarak nereye varmak istiyorsunuz. Bu yol karanlıktır. Bu yol çıkmaz sokaktır hala bu yanlıştan dönek için zamanın vardır. Ey ABD bu canilere silah vermeyi bırak. Verdiğiniz silahları da artık söz verdiğiniz gibi toplayın artık. Herkes şunu iyi bilsin ki vatanımızı devletimizi savunmaya devam edeceğiz. Kimsenin toprağında gözümüz yok. Hiç kimsenin zulmüne de rıza gösteremeyiz. ABD sağır olmuş. Kulakları var duymuyor gözleri var görmüyor. Ama yanlışı bir gün anlayacaklar” diye konuştu. Gençlere seslenen Başbakan Yıldırım, “Bizim bir ata sözümüz var. atasını bilmeyen it izinden yürür. Bugünün güvencesi geleceği inşa edecek siz gençlersiniz. Türkiye’ye kafa tutanlar Erzincan’a kulak versinler. Nene Hatunlarımız Kara Fatmalarımız Şerife bacılarımız dünde vardı bugünde var. Seyit onbaşı Ömer Halisdemir Fethi Sekiler ve daha bir çok kahramanlar. Devlet millet arasındaki mesafe kapandı. Birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirerek ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Bütün vatandaşlarımızla bir olduk. AK Parti kendine gönül veren bu aziz milleti asla mahcup etmedi, bundan sonra da mahcup etmeyecek. Nice hayalleri gerçeğe dönüştüreceğiz. Erzincanlılarla birlikte yürüyeceğiz” diye konuştu. Kara tren türküsünü hatırlatan Başbakan Yıldırım, “Şimdi kara tren değil hızlı tren Erzincan’dan Erzurum’a orada da serhat şehrimiz Kars’a ulaşacak. Yolları böldük hayatları, milleti birleştirdik. Az laf çok iş anlayışıyla çalışıyoruz. 81 ile 81 anaokulu yapıyoruz. Bugün 12 tanesini açacağız. Hayırlı uğurlu olsun” dedi. ============================ Türkiye Gazetesi YouTube Kanalına Abone Olmak İçin: ► Türkiye Gazetesi Resmi Web Sitesi ► Türkiye Gazetesi Sosyal Medya Adresleri ► ► ► ► ► Türkiye Gazetesi Haber Akışı ►


11. Kılıçdaroğlu: 'Dolara o kadar mahkum oldular ki tefecilere teslim oldular' - KONYA

  • Duration: 190
  • Channel: news
Kılıçdaroğlu: 'Dolara o kadar mahkum oldular ki tefecilere teslim oldular' - KONYA

Kılıçdaroğlu: "Dolara o kadar mahkum oldular ki tefecilere teslim oldular" - KONYA G : - Salondan ve katılımcılardan görüntü - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasıCHP'nin Belediye Başkanları Toplantısı - CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: (3) - "15 yılda Londra'daki bir avuç tefeciye, 150 milyar doları bu memleketin fakir fukarasından topladığı vergilerle ödediler. Bunların yatacak yeri yok" - "Çiftçiye dünyanın en pahalı mazotunu kullandırıyorsun. Kullanılan yemin yüzde 50'si ithal ve buna dolar ödüyorsunuz. İnsan biraz utanır ve vatandaşını düşünür"KONYA (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "15 yılda Londra'daki bir avuç tefeciye, 150 milyar doları bu memleketin fakir fukarasından topladığı vergilerle ödediler. Bunların yatacak yeri yok." dedi.Kılıçdaroğlu, Konya 'da partisinin bir otelde düzenlenen Belediye Başkanları Toplantısı'nda, geçmişte vatandaşların dolarlarının bozdurulmasının istendiğini anımsattı.Göstermelik olarak birkaç kişinin dolar bozdurduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:"Havuz medyası 'vatandaş dolar bozduruyor' diye yazdı. Bir cümle kullandım. Sevgili Erdoğan, senin servetinde dolar vardı, dolarlarını bozdurdun mu, sen de vatandaşa bozdur diyorsun. Şimdi bir daha söylüyorum. Sen ve yandaşların Man Adası'ndaki o bir sterlinlik şirkete 15 milyon dolarlık mal sattınız. Sordum, 15 milyon dolarlık ne sattın diye. Bu parayı Türk Lirası’na çevirdin mi çevirmedin mi? Çünkü ben onun yeşil ve dolar merakını gayet iyi biliyorum. Böyle konuştuğum için savcılar yine harekete geçecek, ‘Kılıçdaroğlu ile ilgili bir fezleke düzenleyelim’ diyecekler. Düzenlemezseniz şerefsizsiniz, bu kadar net söylüyorum." - "Ödenen faizlerle bir değil en az beş Türkiye yapılırdı"CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Katar'dan "Doğu Akdeniz'de bir ABD'li firmayla petrol arayacağız" açıklamasının yapıldığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:"Bizim enerjiden sorumlu beyefendi de 'ben bu habere çok üzüldüm' dedi. Niye esip gürlemiyorsun. Hani sen esip gürlüyordun. Hangi gerekçeyle esip gürlemiyorsun? Paralar onda olduğu için mi esip gürlemiyorsun? Dolara o kadar mahkum oldular ki tefecilere teslim oldular. ‘Yurt dışından dolar gelmezse memleketi idare edemeyiz’ dediler. Tefeciler de ‘faizi yükselt, yoksa para getirmeyiz’ diyor. Sarayı işgal eden zat ise faizin çok yüksek olduğunu söylüyor. Sebebi CHP mi? Sensin tabi ki... Ülkeyi Fransızlar mı, ABD mi, Suud mu yönetiyor, kim yönetiyor bu ülkeyi? Sen yönetiyorsun. Ama yakayı uluslararası tefecilere kaptırdın. Son 10 yılda tefecilere 150 milyar dolar faiz ödediler. 15 yılda Londra'daki bir avuç tefeciye, 150 milyar doları bu memleketin fakir fukarasından topladığı vergilerle ödediler. Bunların yatacak yeri yok. Faiz, faiz, diyorum, faizi düşüreceğiz diyorlar. Komite kuruyor. Ne komitesi kurdun, hadi düşür bakalım faizi. Çok şükür ben faizi dile getirdim, getirmeseydim konuşulmayacaktı. Sadece 150 milyar dolar dışarıya ödediler. İçeride ise 675 milyar lira ödediler. Ödenen faizlerle bir değil en az beş Türkiye yapılırdı." - "Zam aldı başını gidiyor"Saman ve mercimeğin dolarla alındığını belirten Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:"Zam aldı başını gidiyor. Çiftçi söylüyor, sen mazotu bana düşük fiyatla verdin de ben sebzeyi sana pahalı mı sattım diye. Çiftçiye dünyanın en pahalı mazotunu kullandırıyorsun. Kullanılan yemin yüzde 50'si ithal ve buna dolar ödüyorsunuz. İnsan biraz utanır ve vatandaşını düşünür. Kalkmışlar beka sorunu var diyorlar. Türkiye'nin bir beka sorunu var, o sorunu yaratan da Ankara'daki beylerdir. Cebini ve yandaşlarını düşündükleri için Türkiye bu halde. Dolar ve sterlin aldı başını gidiyor. Kim kazanıyor? Bankada doları olan kazanıyor. Bu beyler, din iman edebiyatı yapan, akşam elinde viski kadehiyle sohbet edenlerdir. Bunların dinle imanla ilgisi yok. Bunların millilik ile uzaktan yakından ilgisi yok, tamamı gayri millidir." http://beyazgazete.com/video/webtv/siyaset-3/kilicdaroglu-dolara-o-kadar-mahkum-oldular-ki-tefecilere-teslim-oldular-konya-523855.html


12. Başbakan Yıldırım: “Ey ABD bu canilere silah vermeyi bırak. Verdiğiniz silahları da artık söz verdiğiniz gibi toplayın artık”

  • Duration: 305
  • Channel: news
Başbakan Yıldırım: “Ey ABD bu canilere silah vermeyi bırak. Verdiğiniz silahları da artık söz verdiğiniz gibi toplayın artık”

Başbakan'ın açıklamaları -detaylar( ERZİNCAN -2-HD) ERZİNCAN - Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Erzincan İl Kongresinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklendi, Afrin operasyonunda Mehmetçiğin destan yazdığını söyledi. Erzincanlı hemşehrilerinin yoğun sevgi gösterileri altında kürsüye gelen Başbakan Binali Yıldırım, “Sizler yorguna deva hastaya şifasınız” dedi. “Milletin rahatı için Afrin’de kahramanlarımız destan yazıyor” diyen Başbakan Yıldırım, “Bugün Erzincan’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümü etkinliklerini gerçekleştirdik. Hükümetimiz adına Milli Eğitim Bakanımız İsmet Yılmaz bu merasimlere iştirak etti. Erzincan’ımız güzel şehrimiz, 100 yıl evvel düşmana karşı yiğitçe kahramanca bir mücadele gösterdi. Mezalimi püskürttü. İstiklal şehitlerimizi rahmetle minnetle şükranla anıyoruz. Yaşanan mezalime tarih şahittir” diye konuştu. “Kimsenin tavuğuna kışt dediğimiz yoktur. Dün olduğu gibi bugünde vatanımızı sınır boylarımızı korumak mecburiyetindeyiz” diyen Başbakan Yıldırım, “100 yıl önceki kurtuluş mücadelemiz neyse 15 Temmuz mücadelemiz de odur. Çanakkale deki mücadelemiz ne ise Afrin’deki mücadelemizde odur. Bizim mücadelemiz hak mücadelesidir. Bugün Suriye’nin kuzeyinde oradaki mazlum insanlara Araplara Türkmenlere hatta Kürtlere ayrım yapmadan herkesin hakkını hukukunu korumak için bu operasyonlar devam edecek. Kimse caz yapmasın. Operasyonlar devam edecek” diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısındaki konuşmasına değinen Başbakan Yıldırım, “Ey Kılıçdaroğlu sen hangi akla hizmet ediyorsun. Afrin’e girmeyin diyorsun. Yedi düvelin desteklediği terör örgütleri al birini vur ötekine. Açıkça devletimize milletimize kafa tutuyor. Kimden yanasın çık ta söyle. Sonuna kadar gideceğiz. Köklerini kazıyacağız sen istesen de istemesen de. Senin sözlerin bizi kahraman Mehmetçiği bu mücadeleden döndüremez. Cephedeki kahraman evlatlarımıza can Erzincan’dan selam gönderiyoruz. Kulak verin bakın ne diyoruz. Davamız haktır bizim yüzümüz aktır bizim. Yolumuz haktır bizim. Grup toplantısında atmış tutmuş. Efendim Türkiye Cumhuriyeti tarihin en korkak adamı Recep Tayyip Erdoğan’mış. Hadi ordan. Haddini bilmez. Tankların arasında sıvışıp belediye başkanının evine sığınan sensin. Kim korkak kim korkak değil bu millet bilir. Afrin operasyonu devletin operasyonuymuş siyasetin değil. Allah akıl fikir versin. Bu yaşa gelmiş devlet nedir siyaset nedir. Ülkeyi yöneten siyasettir, millettir. Bunların kafayı vesayet kafasıdır. Hala demokrasiyi anlayamamışlar Afrini siyaset konuşmayacakta balinaların yunusların geleceğini mi konuşacak. Evlere şenlik bir ana muhalefet var. Biz Afrin’de insan düşmanlarıyla mücadele ediyoruz. Şunu herkes bilsin sınırlarıma tehdit nereden gelirse gelsin anında yok edeceğiz. Sınırlarımızda bir devlet kurma hevesleri olanların bu hevesleri kursaklarında kalacaktır. Hiç kimsenin bu yanlışa bu kayıtsızlığa kayıtsız kalmasını asla düşünemiyoruz. Bugün bana yarın sana. Ey ABD terör örgütleriyle iş tutarak nereye varmak istiyorsunuz. Bu yol karanlıktır. Bu yol çıkmaz sokaktır hala bu yanlıştan dönek için zamanın vardır. Ey ABD bu canilere silah vermeyi bırak. Verdiğiniz silahları da artık söz verdiğiniz gibi toplayın artık. Herkes şunu iyi bilsin ki vatanımızı devletimizi savunmaya devam edeceğiz. Kimsenin toprağında gözümüz yok. Hiç kimsenin zulmüne de rıza gösteremeyiz. ABD sağır olmuş. Kulakları var duymuyor gözleri var görmüyor. Ama yanlışı bir gün anlayacaklar” diye konuştu. Gençlere seslenen Başbakan Yıldırım, “Bizim bir ata sözümüz var. atasını bilmeyen it izinden yürür. Bugünün güvencesi geleceği inşa edecek siz gençlersiniz. Türkiye’ye kafa tutanlar Erzincan’a kulak versinler. Nene Hatunlarımız Kara Fatmalarımız Şerife bacılarımız dünde vardı bugünde var. Seyit onbaşı Ömer Halisdemir Fethi Sekiler ve daha bir çok kahramanlar. Devlet millet arasındaki mesafe kapandı. Birlik ve beraberliğimizi daha da pekiştirerek ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Bütün vatandaşlarımızla bir olduk. AK Parti kendine gönül veren bu aziz milleti asla mahcup etmedi, bundan sonra da mahcup etmeyecek. Nice hayalleri gerçeğe dönüştüreceğiz. Erzincanlılarla birlikte yürüyeceğiz” diye konuştu. Kara tren türküsünü hatırlatan Başbakan Yıldırım, “Şimdi kara tren değil hızlı tren Erzincan’dan Erzurum’a orada da serhat şehrimiz Kars’a ulaşacak. Yolları böldük hayatları, milleti birleştirdik. Az laf çok iş anlayışıyla çalışıyoruz. 81 ile 81 anaokulu yapıyoruz. Bugün 12 tanesini açacağız. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.http://beyazgazete.com/video/webtv/siyaset-3/basbakan-yildirim-ey-abd-bu-canilere-silah-vermeyi-birak-verdiginiz-silahlari-da-artik-soz-verdiginiz-gibi-toplayin-artik-494570.html


13. ‘Eğer Allah herşeyi biliyorsa hür olabilir miyiz?’ sorusunun cevabı.

  • Duration: 193
  • Channel: news
‘Eğer Allah herşeyi biliyorsa hür olabilir miyiz?’ sorusunun cevabı.

ADNAN OKTAR: “Eğer Allah her şeyi biliyorsa, nasıl hür irademiz olabilir? Yapacağımız her şeyi bilirse sonunda cennete ya da cehenneme gideceğimizi bilmiyor mudur? Eğer biliyorsa hür olamayız. Eğer bilmiyorsa, yaratılış ile çelişmez mi? Teşekkür ederim.” Yani tek bir an var, tek bir an olunca böyle oluyor zaten. Zaman inanç, zaman diye bir şey yok ki. Sen zamanın içinde olduğun için tabii sana çok çok acayip geliyordur. Çünkü zaman inanç olarak beyninde var, kurtulamazsın ondan. Zaman seni sürüklüyor beyninde. Dışarıda zaman yok, an var tek bir an var. An ne kadar bir zaman biliyor musun? Sonsuz kısa zamana an deniliyor. Sonsuz kısa. O sonsuz kısa zaman içerisinde sonsuz uzun zamanı Allah yaratmış. Sen de diyorsun şimdi bana kaderi anlat. Kader işte bu, kafanda inanç. Daha önce defalarca anlattım. Bak ben size şimdi bir ses, hatırlamaya çalış, hatırladın. Şimdi ikisini kıyasla, nerede kıyaslıyorsun? Beyninde. Al sana zaman. Kıyas dert ediyorsun beyninde. Dışarıda zaman yok, an var. An içinde her şey olup bitince ne anlıyorsan anla artık. Hepsini yaptın o anın içerisinde. Sonsuz kısa zaman içerisinde hepsini yaptın bitirdin. Kim yaptırıp bitirdi? Allah yaptırıp bitirtti sana. Kavrayabiliyor musun? Kavrayamıyorsun. Niye kavrayamıyorsun? Beynini bir tart bakalım, bir düşün hacmine bir bak. Bir de Allah’ın aklına bak. Allah’ın aklının yanında biz hiçiz. Allah’ın aklının yanında bir tecelliyiz biz. Ama benim bu anlattığım bilimsel. Einstein söylüyor; “zaman diye bir şey yok, zaman algı biçimidir” diyor. “Mekân diye de bir şey yok diyor o da algı biçimi” diyor. Mesela biz diyoruz ki, “uzay ne kadar büyük?” diyoruz. Başka bir canlı bütün uzayı bak şu teşbihin tanesi var ya bütün uzay elinin içine alıp bütün uzayı bu nedir böyle gittikçe gelişiyor der böyle yavaş yavaş gelişiyor. Bütün uzay onun için o kadardır. Senin için ama çok büyüktür. Bir başkası için mikroskopta görünecek kadar küçüktür, bütün uzay. Bir başkası için elektron mikroskopta görünecek kadar küçüktür. Bir başkası için de elektron mikroskopta göremeyeceği kadar daha küçüktür. Nasıl bu acayip Allah’ın yaratışı acayip. Allah’ın yaratışı böyle. Hep acayip, hep acayip, hep acayip.


14. Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (12 Eylül 2013; 16:30)

  • Duration: 3306
  • Channel: news
Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (12 Eylül 2013; 16:30)

MEHTAP ŞAHİN: Gözümün nuru aşkımla birlikte programımıza başlıyoruz, inşaAllah. ADNAN OKTAR: “Bir grup ateist.” Ateistleri eleştirmemden niye rahatsız oluyor bu çocuklar böyle? Sizi cehennem azabından kurtarmak için uğraşıyorum. Bana ne de diyebilirim. Çünkü nasılsa kendinden sorumlu, cennete gidecek olmuş olsam inşaAllah; bana ne mi diyeyim yani? Sizin de cennete gitmenizi istiyorum, daha ne? Bundan güzel bir şey olur mu? Tabii ki iman, her şeyin üstünde Allah sevgisi vardır da, onlar açısından, nimet açısından, çok iyi bir şey o anlamda dedim. Onun için bundan tedirgin olacak bir şey yok. Komünizmi ben eleştirmesem, komünizmin korkunçluğunu göremezler. Darwinizmin eleştirmesen, Darwinizmin yanlışlığını korkunçluğunu göremezler. “Niye şöyle niye böyle?” Bir kere ben sizi asmayı kesmeyi düşünmüyorum ki. Sizin güzel hayat yaşamanızı, birinci sınıf vatandaş olarak yaşamanızı istiyorum. Dünyada tekim bu konuda. Hıristiyan ve Musevileri bu kadar kucaklayan, özellikle ateist ve dinsizleri bu kadar şefkatle değerlendiren başka varsa bana gelsinler, dindar olup da. Bir kere sizin üzerinizdeki hiçbir tehdidi kabul etmiyorum. Rahat yaşamanızı istiyorum, huzurlu olmanızı istiyorum, fikirlerinizde özgür olmanızı istiyorum. Ama eleştiriyorum, hastalığa belaya karşı sizi uyarıyorum. Çünkü ayağını basacaksın cehenneme düşeceksin, ateşin içine düşeceksin. Bak diyorum; “önünde engel var, ayağını o tehlikenin içinden çıkart” diyorum, konu bu. Izdırap çekecekleri bir şey yok. Sen konuları anlat. DİDEM ÜRER: Hocam, Suriye’ye askeri müdahale konusunda konuşan Amerikan Başkanı Barak Obama; “sınırlı bir saldırının bile Esat’a ve diğer diktatörlere kimyasal silah kullanmadan gerekli mesajı vereceğini” söyledi. Ve “başka bir diktatörü daha askeri güçle indirmemeliyiz. Bunu Irak’ta öğrendik” dedi. ADNAN OKTAR: Ne demek o? DİDEM ÜRER: Herhalde saldırıdan vazgeçtiler, Allahualem. AYLİN KOCAMAN: Normalde hiç düşünmüyorlardı Hocam, başından beri. Herhalde onu demek istiyorlar. ADNAN OKTAR: Orada olacak olan olay sürekli kavgadır. Orada olacak olay bu sürekli kavga, sürekli savaş, sürekli kan, sürekli ateş. Ya onlar onu yenecek, ya onlar onu yenecek. İki tarafında birbirini yenmesi güç olduğu için, kıyasıya bir mücadele olacaktır ve oluk gibi kan akacaktır. Eğer bundan memnunsalar ayrı mesele. Yani bir diktatör bu kadar kıymetli oluyor öyle mi? Bak, bir diktatörün iktidar hırsı için, yüz binlerce çocuk-kadın şehit ediliyor. Böyle, hırs için, dünya hırsı için, dünya enaniyeti için, dünya gurur için, sırf inat için yüz binlerce insan şehit edilmeye devam ediyor ve devam eder de. Kardeşim çek git utanmaz adam, deli misin sen çek git? Bırak koalisyon hükümeti olsun, her fikir olsun Suriye’yi idare etsinler. Niye senin olman gerekiyor? Niye senin babanın olması gerekiyor? Ne özelliğin var senin? Her fikrin temsil edildiği bir hükümet, bitti. Ne yapıyorsa yapsınlar. Evet, inşaAllah. DİDEM ÜRER: Hocam, Süleyman Özışık bugünkü yazısında, Başbakan Erdoğan’ı sevdiğini söylediği için bindiği taksinin şoförü tarafından küfredilerek hakaret edilen ve sonra öldüresiye dövülen ve arabadan dışarıya atılan yaşlı bir kadının hikayesini yazmış. “Polise taş atarak çatışan zihniyetin bu tür bir zihniyet olduğunu” belirtiyor yazısında. ADNAN OKTAR: Tamam, böyle tipler var doğru da, bu her yerde var. Mesela “ben milliyetçiyim, ülkücüyüm” diyor, adam öldürüyor. “Komünistim” diyor öldürüyor. Yahut kadın oluyor, kadın olması yeterli, öldürüyor. Yahut çocuk, oluyor öldürüyor. Yani ona pek delil olmaz. Her yerde öyle psikopata rastlanır. Sayın Erdoğan’a Tayyip Hocam’a her yerde küfreden tipler var, nefret eden çok fazla insan var. Ama genel olarak dünya sevgisiz. Kimseyi sevmiyorlar ki zaten. “Peki o zaman sevdiğin kim” diyorsun? Sevdiği yine yok. Sevgiyi savunan insan sayısı az, ama değerli. Sevgiyi savunanlar şu anda dünyada ışık gibi Allah tarafından görülüyor. Zaten onlar için şu an dünyayı ayakta tutuyor Allah. Sırf sevgiyi savunanlar için dünya ayakta duruyor. Kıyametin kopmama nedeni odur. Mesela Türkiye’de ışık şeklinde o insanlar görülüyor, Amerika’da ışık şeklinde görülüyor. Bir avuçlar. Sırf onlar için Allah dünyayı devam ettiriyor. Sonra o ışıkların adedi, nurların adedi artacak. O ışık her yeri kaplayacak. Sonra ışıklar yavaş yavaş sönecek. Sönecek sönecek sönecek, simsiyah olduğunda dünya paramparça oluyor. Gerekçe kalmıyor dünyanın devam etmesi için, bu. Yoksa Suriye de imtihanın bir gereği olarak bu halde, Irak da imtihanın gereği olarak bu halde. Obama’yı da iktidara getiren Allah’tır, yaratan da Allah. Hepsi Mehdiyet planı içersinde yerlerini almışlar. Hepsi Mehdiyet planının bir parçası. Obama bir parçasıdır, Tayyip Hocam bir parçasıdır, Putin bir parçasıdır. Hepsi kendi görevlerini şu an yapıyorlar, isteseler de istemeseler de. “Buradayım gözümün


15. Tüm Yahudiler lanetlenmiştir demek yanlış olur. Allah dininizle alay eden, peygamberleri haksız yere öldüren yahudileri lanetlemiştir.

  • Duration: 215
  • Channel: news
Tüm Yahudiler lanetlenmiştir demek yanlış olur. Allah dininizle alay eden, peygamberleri haksız yere öldüren yahudileri lanetlemiştir.

ADNAN OKTAR: Bu İsrail düşmanlığını da bıraksınlar. İsrail’de çok fazla Müslüman var. Museviler var. Kuran’da geçiyor Museviler. Yüzlerce ayet vat Musevilerden bahseden. Onlar da Allah’ın kulu. Onlar da Ehli-Kitap’tırlar. Hanımlarıyla evleniliyor. “Yemeğinize davet edin,” “yemeğini yiyebilirsiniz” diyor Cenab-ı Allah. Kestikleri yeniyor. Kestiğini niye yiyorsun o zaman? Madem öldürülmesi gereken adam, niye kestiğini yiyorsun? Allah “kestiğini yiyebilirsiniz” diyor. “Hıristiyanları sevgide size yakın bulursunuz” diyor Allah. Bunları hiç dinledikleri yok. Kafayı öldürmeye taktıkları için, nefrete taktıkları için, nefret için delil arıyor. Biz ayet söylüyoruz, onlar hadis söylüyor. Uydurma hadis o. Uydurma hadisin peşinden gidiyorlar. Yok, taşların arkasına, ağaçların arkasına Yahudiler saklanacakmış da, taşlar da diyecekmiş ki; “arkamda Yahudi var, gel öldür.” İstisnasız, çocuk, kadın, kim olursa olsun taş haber verecekmiş. Böyle psikopat, şizofren adamlara malzeme çıkartmış oluyorlar. Çünkü adam diyecek ki; mesela bir Yahudi duruyor orada, “taştan bana haber geldi, ben de öldürdüm” diyecek. Ne diyeceksin? Sen demiyor musun? Hadiste böyle bir şey var diyorsun. İşte adam da “duydum” der; gider, öldürür. Zulüm değil mi bu? Yazık, günah değil mi? Kuran’a uygun olmayan, akla uygun olmayan, vicdana uygun olmayan bir tavır olur. Kuran’da diyor ki; “Hıristiyan’ız diyenleri sevgi bakımından kendinize en yakın bulacaksınız” diyor Allah ayette. “Çünkü orada mütevazi rahipler, papazlar vardır” diyor Allah ayette. Enaniyetli olmayan. “Onlarla evlenebilirsiniz” diyor Allah. “Yahudiler Kuran’da lanetleniyor Allah tarafından.” Peki, Yahudiler lanetleniyor, tamam. Peki, hangi Yahudiler? Allah’a isyan eden. Allah orada ayette açıklıyor. Onu niye söylemiyorsun? İmansız Yahudiler, onu söylüyor Allah. Kayıtsız şartsız bütün Yahudiler demiyor ki. O dönemde onu yapan Yahudileri söylüyor Allah. “Dininizle alay eden, Peygamberleri haksız yere öldüren” kimse, onları lanetliyor. Ve Allah müşrikleri de lanetliyor, onu niye söylemiyorsun? Müşrik ne demek biliyor musun? Yobazlar, bağnazlar. Onları da lanetliyor, onu niye söylemiyorsun? AYLİN KOCAMAN: “Hayvandan daha aşağıdırlar” diyor. ADNAN OKTAR: Tabii, “hayvandan daha aşağıdırlar” diyor. Onu neden söylemiyorsun? Allah’a isyan eden herkesi Allah lanetliyor, Kuran’a savaş açan herkesi Allah lanetliyor; onları niye söylemiyorsun? EBRU ALTAN: “Hepsi bir değil, bir kısmı iman eder” diye bildiriyor Allah. ADNAN OKTAR: Tabii, “Ehl-i Kitap’tan hepsi bir değildir” diyor Allah. “Bir kısmı gece secdeye kapanırlar” diyor. Onları niye söylemiyorsun? “Çeneleri üstünde ağlayarak secdeye kapanırlar” diyor. AYLİN KOCAMAN: “Musa’nın kavminde sizi hidayete erdiren bir topluluk vardır” diyor. ADNAN OKTAR: “Adaletle davranan bir topluluk vardır” diyor.


16. Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (2 Temmuz 2013; 23:00)

  • Duration: 3398
  • Channel: news
Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (2 Temmuz 2013; 23:00)

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum. DİDEM ÜRER: Bugün Başbakanımızın son parti grup konuşmasında güzel ifadeleri vardı. PKK ile müzakereler konusunda şunları söyledi: “Bir tarafı yaparken bir tarafı yıkamayız. Süreç içinde defaatle ifade ettim, Türkiye Cumhuriyeti tek bir ferdi kalana kadar sınırını bayrağını sonuna kadar korur ve koruyacaktır. Tarihin hiçbir döneminde vatanımız için, bayrağımız için canımızı ortaya koymaktan çekinmedik” dedi. Tam söylediğiniz şekilde, maşaAllah. ADNAN OKTAR: Tam dediğimiz şekilde helal olsun çok güzel. Dün, evvelki gün söylediklerimin aynısı evet. Didem Hocam dinliyorum, inşaAllah. DİDEM ÜRER: Sayın Başbakanımız, Güneydoğu karakolları konusunda da sizin açıklamalarınızı teyit eden bir konuşma yaptı: “Yine söylüyorum karakol bahanedir. Devlet vatandaşını korumak için her türlü tedbiri alır. Karakollar savunma noktalarıdır. Karakollara kim neden karşı çıkar? Barajlara kim neden karşı çıkar? İşin içinde başka bir iş var. Kalekol falan hikaye. Biz karakolları daha güvenli bir hale getiriyoruz. Bunlar için terör örgütünden, parti mensuplarından izin almayız. Karakollar sınır güvenliği için olmazsa olmaz” dedi. ADNAN OKTAR: İşte o kadar. Tayyip Hocam dinlendi, daha iyi oldu. Çalış çalış her gün her gün olur mu? Olmaz. Bir de beceriksiz adamlar da var etrafında. Adam mikrofon açmayı bilmiyor, bilmem ne. Sana bir hafta önceden haber veriliyor Allah’tan kork. Ya bir şeyi unutuyor, ya bir şeyi gevşetiyor, ya bir şeyin ayarını değiştiriyor. Bu gayet kolay bir şey, kafanı çalıştır. Sen bunun için para da alıyorsun, aç vicdanını, aç kafanı. Uyuyor adam. Onlarla uğraşmak da çok zor. Bazı tipler için söylüyorum. Didem Hocam dinliyorum. DİDEM ÜRER: Hocam, Mursi şu anda konuşma yapıyormuş: “Bir sene canla başla çalıştım. Bizim de hatalarımız oldu, bunları gördük.” Derin devletten, kargaşa isteyenlerden şikayet eden bir konuşma yapıyormuş şu anda. ADNAN OKTAR: Sanatı güzelliği estetiği ortaya koysana Mursi kardeşim. Gençler müzik dinlesin, her tarafı güzelleştir, tertemiz yap, sevinç her yeri sarsın. Başı açık hanımlara bir şey demeyin, sevgi gösterin. Dekolte hanımlara bir şey demeyin, sevgi gösterin. Hıristiyanlar istediği gibi ibadetini yapsın. Sarıl Hıristiyanlara halkın gözü önünde, şefkat sevgi göster. Musevilere karşı sevgi göster, şefkat göster, sarıl insanların karşısında. Fikir özgürlüğünün güzelliğini anlat. Komünistleri de çıkart, “bunlar benim kardeşim” de, onlara da sarıl, “bunlar da Allah’ın kulu” de herkese sahip çık. Mısır’ı pırıl pırıl aydınlar, her yer nur gibi olsun. Heykel de olsun, resim de olsun, sanat olsun, müzik olsun. Mısır caddelerinde güzel Arap müziği dinlesin insanlar. Sevecen bir ortam olsun. Beş vakit namazını kıl, halk dindar olsun. Camiler aç peş peşe. Oruç tutan vatandaşların eğer imkansızlıkları varsa, onlara mal dağıt, para dağıt, yiyecek dağıt. Herkesi kucakla. Hazır Allah senin aline imkan vermiş, devlet eline geçmiş, hükümet eline geçmiş. Ne gerek var bağnazların dediği felsefeyi halka dayatmaya? Eğer sen sanatçı ruhunla, sevgi ruhunla coşkuyla halkı kucaklarsan, dindar da rahat yaşar, dinsiz de rahat yaşar. Dinsizi sana emanet ediyorlar, adam diyorsun ki; “illa sen benim gibi yaşa” diyorsun. Adam nasıl yaşasın öyle? Bağrına bas hepsini. Onların özgür olduğunu görmek de insana mutluluk verir. Hıristiyan özgür, komünist özgür, ateist özgür rahat yaşıyor insanlar, Müslümanların da içi huzurlu olur. Adamı sen ezersen, Müslüman sıkılır, adam kıvranıyor yerde, sen nasıl mutlu yaşayacaksın öyle bir ortamda? Güzel davran, bakarsın ki onlar da Müslüman olmuşlar, onlar da Muhammedi olmuşlar. Şefkatli davran, değil mi? Bağnazlığı Müslümanlığa yaklaştırma. Son derece modern ol. Güzel kaliteli genç kızlar olsun, sevecen insanlar olsun. Mesela o partinin temsilcisi çok güzel genç kızlar olsa bakımlı klas, halkın karşısına Mursi öyle çıksa, genç delikanlılarla, böyle sevecen bir ortam, ordu da bayılır, herkes de bayılır. Ordu da ne yapacağını şaşırıyor adamlar. Derin devlet, ondan sonra eşkıyayı iktidara getiriyorlar arkasından. Ondan sonra derin devletin cellatları devleti yönetmeye başlıyor. Başlıyorlar Müslümanları asmaya kesmeye. Dinsizleri de asıp kesiyorlar, komünistleri de asıp kesiyorlar. Bir cellat sistemidir gidiyor. Gayet kolayken Mehdiyet, Mehdiyet’e direnme Mursi, bak mümin muttaki insansın, ellerinden öpüyorum, benim bir büyüklük iddiam yok, herhangi bir kardeşinim, ellerinden öpüyorum ama dediklerimi yap, inşaAllah. DİDEM ÜRER: Ş an “modern bir devlet kurmak istediğini” söylüyormuş. Demokrasiyi övüyormuş. “Bir senedir hiçbir kurum aktif olarak çalışamıyor.” Mısır’da o yüzden yapmak istediklerini yapamadığını anlatıyormuş. Ve “hatalarım olabilir ama beni zorla devirmeye çalışmak yol değil. Ben sorumluluk üstlenmeye devam edeceğim. Tüm Mısırlıların isteklerini yerine getirmek istiyorum. Ama kan dökülm


17. Sayın Adnan Oktar Mısır'daki son durumu değerlendirdi.

  • Duration: 1233
  • Channel: news
Sayın Adnan Oktar Mısır'daki son durumu değerlendirdi.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mursi şu anda konuşma yapıyormuş: “Bir sene canla başla çalıştım. Bizim de hatalarımız oldu, bunları gördük.” Derin devletten, kargaşa isteyenlerden şikayet eden bir konuşma yapıyormuş şu anda. ADNAN OKTAR: Sanatı güzelliği estetiği ortaya koysana Mursi kardeşim. Gençler müzik dinlesin, her tarafı güzelleştir, tertemiz yap, sevinç her yeri sarsın. Başı açık hanımlara bir şey demeyin, sevgi gösterin. Dekolte hanımlara bir şey demeyin, sevgi gösterin. Hıristiyanlar istediği gibi ibadetini yapsın. Sarıl Hıristiyanlara halkın gözü önünde, şefkat sevgi göster. Musevilere karşı sevgi göster, şefkat göster, sarıl insanların karşısında. Fikir özgürlüğünün güzelliğini anlat. Komünistleri de çıkart, “bunlar benim kardeşim” de, onlara da sarıl, “bunlar da Allah’ın kulu” de herkese sahip çık. Mısır’ı pırıl pırıl aydınlar, her yer nur gibi olsun. Heykel de olsun, resim de olsun, sanat olsun, müzik olsun. Mısır caddelerinde güzel Arap müziği dinlesin insanlar. Sevecen bir ortam olsun. Beş vakit namazını kıl, halk dindar olsun. Camiler aç peş peşe. Oruç tutan vatandaşların eğer imkansızlıkları varsa, onlara mal dağıt, para dağıt, yiyecek dağıt. Herkesi kucakla. Hazır Allah senin aline imkan vermiş, devlet eline geçmiş, hükümet eline geçmiş. Ne gerek var bağnazların dediği felsefeyi halka dayatmaya? Eğer sen sanatçı ruhunla, sevgi ruhunla coşkuyla halkı kucaklarsan, dindar da rahat yaşar, dinsiz de rahat yaşar. Dinsizi sana emanet ediyorlar, adam diyorsun ki; “illa sen benim gibi yaşa” diyorsun. Adam nasıl yaşasın öyle? Bağrına bas hepsini. Onların özgür olduğunu görmek de insana mutluluk verir. Hıristiyan özgür, komünist özgür, ateist özgür rahat yaşıyor insanlar, Müslümanların da içi huzurlu olur. Adamı sen ezersen, Müslüman sıkılır, adam kıvranıyor yerde, sen nasıl mutlu yaşayacaksın öyle bir ortamda? Güzel davran, bakarsın ki onlar da Müslüman olmuşlar, onlar da Muhammedi olmuşlar. Şefkatli davran, değil mi? Bağnazlığı Müslümanlığa yaklaştırma. Son derece modern ol. Güzel kaliteli genç kızlar olsun, sevecen insanlar olsun. Mesela o partinin temsilcisi çok güzel genç kızlar olsa bakımlı klas, halkın karşısına Mursi öyle çıksa, genç delikanlılarla, böyle sevecen bir ortam, ordu da bayılır, herkes de bayılır. Ordu da ne yapacağını şaşırıyor adamlar. Derin devlet, ondan sonra eşkıyayı iktidara getiriyorlar arkasından. Ondan sonra derin devletin cellatları devleti yönetmeye başlıyor. Başlıyorlar Müslümanları asmaya kesmeye. Dinsizleri de asıp kesiyorlar, komünistleri de asıp kesiyorlar. Bir cellat sistemidir gidiyor. Gayet kolayken Mehdiyet, Mehdiyet’e direnme Mursi, bak mümin muttaki insansın, ellerinden öpüyorum, benim bir büyüklük iddiam yok, herhangi bir kardeşinim, ellerinden öpüyorum ama dediklerimi yap, inşaAllah. DİDEM ÜRER: Şu an “modern bir devlet kurmak istediğini” söylüyormuş. Demokrasiyi övüyormuş. “Bir senedir hiçbir kurum aktif olarak çalışamıyor.” Mısır’da o yüzden yapmak istediklerini yapamadığını anlatıyormuş. Ve “hatalarım olabilir ama beni zorla devirmeye çalışmak yol değil. Ben sorumluluk üstlenmeye devam edeceğim. Tüm Mısırlıların isteklerini yerine getirmek istiyorum. Ama kan dökülmesine izin vermem” demiş. ADNAN OKTAR: Şu modernlik olayını bir oturtsun, bu konuda söz versin, sanata, bilime, estetiğe. Elinde imkan var, tutsun bir Hristiyan’ı elinden, bir elinden de Musevi’yi elini yukarı kaldırsın. Bir elinde de komünistin elini yukarı kaldırsın. Sahip çıktığını söylesin. Her yeri sanat ve güzellikle donatacağını söylesin. Alabildiğine özgürlük, alabildiğine demokrasi getireceğini söylesin ve uygulasın. Özgürlük dine yarar dine. Din gelişir özgürlükle. Baskıda faşist ve komünist zihniyet gelişiyor. Baskıyı kaldır ferahlık olsun. Kiri de kaldır pırıl pırıl yap, bütün gençleri ayaklandır. Amerika, Mursi’yi devirmenin meraklısı olmasın. Bir Amerikan nefreti gelişir. Akıllı bir hareket olmaz. Katillere Mısır’ı teslim etmesin Amerika. Ordunun yapabileceği bir şey değil bu. Millet mutlu olmaz. Mursi’ye bir süre daha tanınması lazım. En az bir altı aylık bir süre daha tanınsın. Ama Mursi de sözlerini yerine getirsin. Amerika çok kötü gider bak söyleyeyim, çok ayıp yapar. Mısır ordusuyla iş birliği yapıp eğer devirmeye-ki, Mısır ordusuyla iş birliği yaptığını biliyorum Amerika’nın, iç içe olduklarını da biliyorum. Genel Kurmay Başbakanı’nın da Amerika’nın emrinde olduğunu biliyorum. Bana hiç kimse inkar etmesin çok sağlam delillerim var, benim açıklama yapmama gerek kalmaz. Amerika bundan çok büyük kayba uğrar. Ortadoğu’yu batırır ve müthiş bir Amerikan nefreti meydana gelir. Böyle bir şeye yanaşmasın. Ama altı aya kadar yapamazsa Mursi, bir çözüm yolu aranabilir. Seçime gidilsin. Ama şu an paldır-küldür bu yöntemle devirmeye yönelik bir çalışma olursa, bunu model olarak getirirsen demokrasi diye bir şey kalmaz. Bütün O


18. Filistin ve İsrail ancak İttihad-ı İslam'la ve Hz. Mehdi (as) ile sevgi ve barış içerisinde yaşayabilirler.

  • Duration: 489
  • Channel: news
Filistin ve İsrail ancak İttihad-ı İslam'la ve Hz. Mehdi (as) ile sevgi ve barış içerisinde yaşayabilirler.

DİDEM ÜRER: Hocam, İsrail Gazze’yi vurmaya devam ediyor. Son iki günkü saldırılarda en az 11 kişi hayatını kaybetti. 12’si ağır 49 kişi de yaralandı. İsrail akşam saatlerinde havadan 30 hedefe bomba yağdırdı ve hücum botları da Gazze sahilini top ateşine tuttu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, ordunun Gazze’deki operasyonu genişletmeye hazır olduğunu, saldırıların süreceğini söyledi. Amerika ise bu sabah konu ile ilgili bir açıklama yaptı ve “İsrail’in savunma hakkını destekliyoruz” denildi. Filistin de bu sabah İsrail’in güneyine roket saldırısı düzenledi ve 3 İsrailli hayatını kaybetti. ADNAN OKTAR: Filistin’in yaptığını ben anlayamıyorum. Ne zorunuz? Roket saldırısının amacı nedir? Hadi roketi attın, 50 kişiyi de orada öldürdün; ne kazanacaksın? Nereye atıyorsun ayrıca? Hedef belli değil, şahıs belli değil, amacın belli değil. Habire uydurma roketlerle İsrail’e ateş ediyor. Kadınlara geliyor, çocuklara geliyor. Onlar da o zaman, “bizim kendimizi savunma hakkımız var” diyorlar. O ona, o ona. Muhammed Mehdi (a.s) çıkmadıktan sonra bu acılar devam eder. Filistin’de konuştuğumuz kişilere bakıyoruz, İttihad-ı İslam’dan bahsetmiyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmiyorlar. Bahsedenler tabii ki çok var. Ama bir kısmı, epey bir bölümü bahsetmiyor. Böyle savaşı oyun gibi görüyor, çocuk oyuncağı gibi. Hani küçükken olur ya çocuklar arkadaşlarına şakadan silah sıkar, bunlar da roketler yapmışlar kendi kafalarına göre, onları atıyorlar İsrail’e. Bazısı boş araziye geliyor, bazısı çoluk çocuğun üstüne geliyor, bazısı evin içine giriyor. “Ne yapıyorsunuz” diyorsun? “Mücahede yapıyoruz” diyor. Öyle mücahede olur mu? Mücahede sevgiyle, kardeşlikle, barışla olur. Ne yapacaksın? Yapılacak şey İttihad-ı İslam’dır, bütün Müslümanları birleştirmek. O zaman İsrail de üç bin yıldan beri beklediği o mutluluğa kavuşur. Bütün bölgede huzur, sükunet, asayiş temin olur. Ticaret, sanat, bilim alabildiğine gelişir. Demokrasi tam anlamıyla oturur. Dış tehlike tamamen yok olur. Sevgi içerisinde, kardeşlik, barış içersisinde çok güzel, huzurlu yaşarlar. İsrail’in yapacağı; sürekli Moşiah’ı Allah’tan istemek, Kral Mesih’in zuhurunu Allah’tan istemek. Filistin’in de yapacağı; Allah’tan sürekli Hz. Mehdi (a.s)’ı istemek ve İttihad-ı İslam için gayret etmek. Ayrıca roket atışı, bilmem ne, bunlar çok münasebetsiz, çok akılsızca hareketler. Duruyor duruyor adamlar, mesela beş ay geçiyor; “Ne yapalım? Hadi bakalım İsrail’e bir roket atışı yapalım. Üç yüz tane roket atalım.” Nereye atıyorsun, kime atıyorsun, amacın ne? İsrail’de masum insanların, sivillerin evine düşüyor bombalar. Ne kazanıyorsun? Sonra onlar da tabii misilleme yapıyor. Yüzlerce, binlerce insan şehit ediliyor. Evler yıkılıyor, çocuklar yaralanıyor, çocuklar şehit oluyor. Bunu niçin planlıyorlar, niçin istiyorlar, ben anlamıyorum. Filistin’de kim bunları ayarlıyor ve bunu kabul eden kimdir, bunu mantıklı gören kimdir, ben bunu anlamak istiyorum. Barış denen bir şey vardır. Sen orada zaten askeri güce sahip değilsin, devletin yok, hava gücün yok, kara gücün yok, deniz gücün yok; orada adeta esir konumundasın. Savaş olmuş, esir konumuna düşmüşsün ve barış anlaşması imzalamışsın ve “Ben size saldırmayacağım, siz de bana saldırmayın” diyorsun. Sonra ne yapıyorsun? Saldırıya geçiyorsun. O zaman ona savunma hakkı veriyorsun. Bunu yapacağına barış ve kardeşlik içerisinde yaklaşsan, Moşiah’ın (Hz. Mehdi (a.s)’ın) gelişi için Musevilerle birlikte dua etsen, orayı bir barış yurduna çevirsen, o zaman senin esir konumun da kalmaz. Oralar senin olur zaten. O sınırlara da gerek kalmaz, o duvarlara da gerek kalmaz. Hepsini yıkarsınız, barış içinde kardeşçe yaşarsınız. Gayet de güzel olur. Kimse de size bir şey diyemez. Hiçbir ülke de aleyhinizde olmaz. Hiç kimse de yapılan bir saldırı olsa, “bu haklıdır” demez. Ama bu durumda meşruiyet meydana getiriyorsunuz kamuoyunda. Amerika açısından meşruiyet meydana geliyor. Birçok insan açısından meşruiyet meydana geliyor. “Kendimizi savunuyoruz” diyorlar. Tabii o savunmada da bir makullük sınırı, bir denge sınırı kollanması ve korunması gerekiyor. Onu ne derece koruyup kolluyorlar, onu da bilemiyoruz. Ama saldırının olmaması çok önemli. Füze saldırısı olduğunda, adam o füze saldırısını durdurmak mecburiyetindedir. Adamı öldürüyorsun, silah sıkıyorsun. Şimdi sana silah sıkan bir adam var; sana silahı doğrultmuş, silah sıkıyor, ne yapacaksın? O silahın durdurulması gerekir. O zaman adam da oraya bombalama yapıyor. Buna gerek yok işte. Burada Türkiye devreye girsin. İslam Alemi devreye girsin. Mesela İslam barış gücü olsun. Böyle bir bombalama olayına, böyle bir roket saldırısına ta başında müsaade etmesinler. Onlar da kendilerini savunmak durumunda kalmasınlar. Misilleme yapmak durumunda kalmasınlar. Bir ta


19. Ahmet Reyhan & Oscar Attack - Fark Etmez (2014)

  • Duration: 177
  • Channel: music
Ahmet Reyhan & Oscar Attack - Fark Etmez (2014)

Duman Oldu Hayalerim Elin Oldu O Gözlerin Yüreyimden Vurdun Zalim Gel Gör Şimdi Ne Haldeyim dunde kalan gibi mazilerim var tüm duygularımı katlettın vede sende olan. herseyden cektım, kendını benı bıle mahfettın bak bu kadar kolay olsaydı sence kelebek bırgunmu sewerdi ben bile bir gune bir ömür koydum arda kalan Dostlara Seni sordum ben bi cocuk gibi korkarım ama bide kalbime sorsan ürküyorum isteme benden sevgini asla ben onu kendıme bile vermiyorum tek dilegim var rabbimden bunu bil senın olmayı istiyorum senın olmaktan kastım sadece senınle ölmeyi bekliyorum ( Anla ) ben gene baglıydım sana fark etmez kopsada bütün iplerimiz vede ben sana baglıydım fark etmez ayrımı düştü bak hislerimiz düşlerimiz gibi gitmesin hersey sen iste herseyı hallederiz duygularım senın olsun tamam hadi herseye silgiyi cekmeleyiz sende ben eksik bendede bir sen affet senı bırkere üzdüysem anlamı olmalı herseyın anlat bana benı bir kere sevdiysen kırılan kalbin tamiri yokmus nolur kalbını bana geri versen Doğukan'dan Sana hiç bi eser yok bitkin düştüm seni beklerken Ahmet Reyhan & Oscar Attack - Fark Etmez (2014)


20. Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (21 Kasım 2013; 11:30)

  • Duration: 1243
  • Channel: news
Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (21 Kasım 2013; 11:30)

SELDA GÖKTAN: Canım Hocamın çok kıymetli sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam. ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun. DİDEM ÜRER: Cenevre’de İran’la birlikte yürütülen nükleer müzakerelerin 3. turunda Ayetullah Hamaney; “görüşmelerin ayrıntılarına müdahale etmeyeceğiz. Ancak nükleer haklarımızdan zerre kadar geri adım atmamakta ısrarlıyız. İran halkının, tüm dünya haklarına saygı duyduğunu bilmeliler. Ancak biz saldırganlara asla unutmayacakları bir tokat indireceğiz. İsrail yıkılmaya mahkum” dedi. ADNAN OKTAR: Niye yıkılması gerekiyor acaba? Ne kafayla bunu savunuyorlar. Niye yıkılsın? Hadi yıkıldığını farz et, nereye gidecek o insanlar? Ne yapacaksınız? Herhalde onları da öldürmeyi düşünüyorlar anladığım kadarıyla. Hayır, nasıl bir ferahlama olacak sonucunda? Yani ne elde edeceksiniz? Yani ne yönden mutlu olacaksınız? Haydi öyle bir şey olduğunu düşünelim, İsrail’i dümdüz ettin, kimseyi de bırakmadın, her yeri buhar ettin. Sonra sıra Sünnilere gelecek. Sonra sıra Vahabilere gelecek, Hristiyanlara gelecek, dünyayı kazıyacaksınız. Sırf Şiiler kalacak. Bu amcanın aklına göre o. Bazı Sünni kardeşlerimize göre de aynı olay yine olacak. Fakat sadece Sünniler kalacak, Şiiler de kazınacak, Vahabiler kalmayacak, işte yani kim varsa Hristiyan, Musevi herkes yok olacak. Bunlar hastalık. Deccal bunları kışkırtıyor. Deccal bunları kan dökmeye teşvik ediyor. Sevgisizliğe, merhametsizliğe, muhabbetsizliğe, aklıselimden yana olmamaya doğru bunları teşvik ediyor. Koskoca adamlar da deccalın belasının içerisine düşüyorlar. Rahatsız da olmuyorlar. İsrail bölgede kalacak, Kuran’ın hükmü açık. Sadece bir konuşma bu. Dünyada yalnız kalmalarına sebep olan bir konuşma. Hiçbir netice de alacakları bir şey değil. Allah, zulme rıza etmez. Allah “ehl-i Kitap’la evlenebilirsiniz” diyor. “Onların yemeğini yiyebilirsiniz” (Maide Suresi, 5) diyor. Sen ne yapıyorsun? Sen diyorsun? “Ben dünyadan kazıyacağım onları, bir tane bırakmayacağım” diyorsun. Moşiyah’in-Hz. Mehdi (a.s)’ın gerektiğinin, zamanının geldiğinin açık alameti. İsrail hiçbir dönemde böyle bir abluka altına alınmamıştır. Dünyadaki hemen hemen ülkelerin tamamının tarafından nefretle karşılanıyorlar. Ama her ülkede nefret eden var. Fransa’da da var, Almanya’da da var, Türkiye’de de var. Tabii şefkatle bakan, sevgiyle bakanlar da var. Ama her ülkede nefret eden var, hem de çok sayıda. Rusya’da da nefret eden var, Çin’de nefret eden var, Hindistan’da nefret eden var. Bu normal bir şey değil. Hepsinin de ortak iddiası, İsrail’in yok edilmesi. Veyahut Musevilerin yok edilmesi. Bu da Moşiyah’ın yani Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğinin alametidir. Çünkü Moşiyah bu düşmanlık politikasına son verecek. Müslümanlara karşı olan düşmanlık politikasına son verecek, Musevi düşmanlığına son verecek, Hristiyan düşmanlığına son verecek, sevgisizliğe son verecek, zulme son verecek, gaddarlığa son verecek, akılsızlığa son verecek, akıllı insanları bir araya getirecek, sevenleri bir araya getirecek, dost olanları, şefkat insanlarını, merhamet insanlarını bir araya getirecek ve bu zulüm, dünyadaki bu acı sonlanmış olacak, inşaAllah. Tevrat’ta ‘Adnan Oktar’ kelimesinin geçmesi harika ama şu bakımdan harika; aynı sayfada ‘Rael’ geçiyor, Allah’ın kelimesi. Şimdi bak, bu kadar tevafuk şaşırtıcı. Bak, tek bir sayfada. Yani yoksa ‘Adnan’ çıkabilir belki. Belki de çıkar başka araştırsan. Ahmet de çıkabilir belki Hüseyin de çıkar. Ama ‘Adnan Oktar’ olarak çıkması çok harika bir kere sayfada. Fakat aynı sayfada, Allah’ın kelimesi yani bu konuşma olarak şimdi biz bunu anlatıyoruz ama bir harikalık olduğu açık görülüyor burada. Allah’ın kelimesi, arkasından “Allah için çabala.” Bu kelime var. “Birlikte Allah’ı anın” var. Şimdi bu kadar tevafuk normal mi? Tabii ararsan, zeytin kelimesi de çıkar, üzüm de çıkabilir. Ama “Adnan Oktar”, “Allah’ın kelimesi”, “Allah için çabala”, “birlikte Allah’ı anın”, “sonuç”, “bir arkadaşla birlikte” şimdi burada bir harikalık yok mu? Aynı sayfada bunlar var. “Adnan Oktar”; 1. “Allah’ın kelimesi” Hz. İsa (a.s)’ın Kuran’da geçen vasfı, sıfatı. “Allah için çabala”, “birlikte Allah’ı anın”, “sonuç”, “bir arkadaşla birlikte.” Bu kadar cümle hepsi aynı sayfadaysa bu normal mi? Bir arkadaş çıkmış da diyor ki “Benim ismim Nuh, Tevrat’ta 40 yerde Nuh geçiyor” diyor. Peygamber ismi, tabii ki geçer, inşaAllah. Şaşacak ne var? Ama buradaki harikalığı anlamamış o. Yani arasan tamam hakikatten Ali ismi de çıkabilir, Hüseyin ismi de çıkabilir. Ama “Adnan Oktar”; 1. “Allah’ın kelimesi”; 2. “Allah için çabala&r